Aydınlık Avrupa

Mehmet Ali Güller/ Esad’a düşmanlık YPG işbirliğiyle sonuçlanır!

mehmetaliguller 1

PKK’yle Açılım ortaklığı yapan, Öcalan’la Ortadoğu planları hazırlayan AKP’nin Şah Fırat Operasyonu’nda PYD’nin silahlı örgütü YPG’yle yapılan işbirliğini perdelemeye çalışmasının bir anlamı var elbette. Çünkü 7 Haziran öncesinde, tıpkı daha önceki seçimlerde olduğu gibi, “milliyetçilik pozları” sergileyecek.

 

Ancak “TSK, YPG’yle işbirliği yapmaz” demenin TSK’ye, “Genelkurmay görüşmedi, MİT görüştü” demenin de Türkiye’ye yararı yoktur.

YPG’yle kimin görüştüğü, görüşülmesinin yanında önemsizdir.

 

PASİF İŞBİRLİĞİ

 

AK-Medya aslında daha ilk günden YPG’yle işbirliğini “Kürtlerle işbirliği” diye adlandırarak kabul etmiş oldu. Son olarak Abdülkadir Selvi bunu “pasif işbirliği” diye adlandırdı: “Aktif değildi işbirliği” dediğine göre YPG araçları, bizim konvoyun peşine takılmıştı, öyle söyledikleri gibi bir koruma durumu değildi!

Laf kalabalığıydı hepsi, fakat Selvi’nin asıl şu söylediği, bir yönelime işaret etmesi bakımından önemliydi: Türk ile Kürt kavga etmezse, böyle başarılı operasyonlar yapı- labilirdi!

Anlamı şu: PKK’nin Suriye kolu olan PYD, AKP’nin Suriye planına eklemlenirse, iki taraf da kazanır.

MİT’in birkaç kez Ankara’da görüştüğü PYD lideri Salih Müslim’e bu daha önce söylenmişti: “Esad’ı yıkma planımıza dahil ol, ÖSO’yla birlikte hareket et, özerkliğe karşı çıkmayız.”

 

BARZANİSTAN DERSLERİ

 

Süleyman Şah Türbesi ve Saygı Karakolu’nun sınıra yakın bir noktaya, YPG’nin kontrolündeki Eşme köyüne getirilmesi bu nedenle sıradan bir “kurtarma operasyonu” değildir. Bu, ABD’yle Eğit-Donat anlaşmasının imzalanmasının bir sonucu olarak PYD’yle aynı cepheye girilmiş olması demektir.

Hal böyle olunca, yani milli güvenliğin önündeki en büyük tehdit olan “Kürt Koridoru”na karşı konumlanmak yerine, öznesiyle yan yana durunca, görüşmeyi kimin yaptığının da bir anlamı kalmaz!

Barzanistan örneğinden çıkarılacak en önemli ders şudur: Barzanistan’a karşı olsanız bile, ABD’yle birlikte hareket ettiğiniz sürece, kendinizi Barzanistan’ı inşa ederken bulursunuz!

Bu durum, bugün için de geçerlidir.

 

İKİ STRATEJİK CEPHE

 

Stratejik düzlemde iki cephe vardır: Suriye Vatan Cephesi ve Suriye’ye Düşmanlık Cephesi.

Suriye Vatan Cephesi’nde Esad, Suriye devleti ve halkı, İran, Irak, Lübnan, Hizbullah, Filistin, Rusya ve Türkiye’nin milli kuvvetleri vardır.

Suriye’ye Düşmanlık Cephesi’nde ise ABD, İsrail, AKP, PKK, Barzani, El Kaide, IŞİD, ÖSO, Katar ve Suudi Arabistan vardır.

Ankara, bir süre İhvan merkezli bölünmüş Suriye hedefini (üç parçalı Suriye) ABD’ye kabul ettirebilmek için bu cepheye hafif yan döndü, pazarlıklar yaptı. ABD ise şartlar uygun olmadığı için, şu aşamada Kürt bölgesini inşa etmeyi esas alan iki parçalı Suriye hedefinde ısrar etti.

Bu süreç, Türkiye açısından Suriye’ye düşmanlık politikasından dönebilmek için fırsattı, olmadı.

 

ESAD DÜŞMANLIĞININ SONUÇLARI

 

En sonunda Ankara ABD’yle Eğit-Donat anlaşması imzalayarak, Washington’un cephesine iyice girmiş oldu.

Bu anlaşma, AKP Hükümeti’nin çıkarmış olduğu Suriye’ye düşmanlık tezkeresinin aslında doğal bir sonucuydu; Suriye’ye düşmanlıkta ısrar edenler için kaçınılmazdı...

YPG’yle işbirliği de bu nedenle kaçınılmazdı, doğal bir sonuçtu...

Önümüzdeki gerçek şudur: Tezkere, Kobani’ye peşmerge koridoru, Eğit-Donat anlaşması, ÖSO ve peşmerge eğitmek... Tüm bunlar kaçınılmaz olarak tıpkı Irak’ta olduğu gibi Suriye’de de Kürdistan’ın inşasına yarayacaktır!

TSK YPG’yle işbirliği yapar mı, yapmaz mı konusu bu nedenle esas sorunun yanında ayrıntıdır. Suriye’ye düşmanlıkta ABD’yle aynı cepheye giren, adım adım her şeyi yapar!

 

 

 

 

 

Visit the new site http://lbetting.co.uk/ for a ladbrokes review.